![]() |
|
|||||||
| ETNİK VE DİNSEL ÇEŞİTLİLİK Ortadoğu ve Anadolu'daki etnik-dinsel çeşitlilik,zenginlik ve devrimci mücadele |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Çerkezler
Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara Görüşlerinizi lütfen tartışma sayfasında belirtiniz. Bu madde Nisan 2009 tarihinden beri etiketli olarak durmaktadır. ![]() Abhaza prens ailesi Geçba'ların Toplantısı.(1840) ![]() Çerkez İbrahim Paşa Çerkesler, Türkiye'ye Kafkasya'dan gelen Türk dili konuşmayan tüm etnik gruplara verilen genel adlandırmadır. Ancak Türkiye'ye göç etmiş Kafkas halkları kendi arasında pekçok alt gruba ayrılır. Çerkesler diğer isimleriyle Adigeler Kafkas Dağları'nın kuzeybatı eteklerinde, Kuban Irmağı ile güneyde Bzıb (Psıb) ırmakları arasındaki Karadeniz kıyılarında, doğuda Kuban ile Terek ırmakları güney havzalarını kapsayan büyük bir alanda oturmuş olan ve kendilerine Adige adını veren halktır.Ancak Türkiye'de, Kuzey Kafkasya kökenli Adige, Abaza, Çeçen, Oset, Dağıstanlı, vb insanların tümüne verilebilen ortak bir özel addır.Abzah ya da Abadzeh (Абдзах), Bjeduğ (Бжъэдыгъу), Şapsığ, Hak'uç (Хьак1уцу), Natuhay, K'emguy (К1эмгуй), Mahoş, Yegerukay, Mamhığ, Besleney, Hatukay (Хьатикъуай) ve Kabartaylar (Къэбэрдэй), en tanınmış Çerkes topluluklarıdır.Rus resmi literatüründe, Rusya Federasyonu'na bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'nde yaşayan, Kabartay ve Besleney kökenli Adige topluluğuna Çerkes, bunların yaşadığı yöreye de özel anlamda ya da bir kısaltma ad olarak Çerkesya denmektedir.Bu yörede 1926-1928 yılları arasında Çerkes Ulusal Okrugu, 1928-1957 arasında, bir üst yönetim birimi statüsüne yükseltilen Çerkes Özerk Oblastı bulunuyordu.Çerkes Özerk Oblastı, 1956'da sürgün cezası kaldırılarak Karaçaylara geri verilen, 1928-1943 yılları arasında varolan Karaçay Özerk Oblastı toprakları ile, 5 Ocak 1957'de birleştirilerek, 1926 öncesinde olduğu gibi, yeniden bir Karaçay-Çerkes Özerk Oblastı kuruldu. Konu başlıkları [gizle] Tarih [değiştir] Çerkeslerin ataları sayılan Sind-Meot kavimlerinin Kafkasya'daki varlığı, ölü gömme kültüründen gidilerek, M.Ö. 3000'lere değin uzanmaktadır. M.Ö. 2000'lerde tarım ve hayvancılığın yanı sıra bakırı kullandıkları, seramik eşya ve daha sonra da tunçtan aletler yaptıkları bilinmektedir. Meotlar (Adıgece: Mıvıt'; Mıvet'; Mıvt'e; Мыут1э) olarak adlandırılan kavimlerden geldiği kabul edilen Çerkesler, M.Ö. 8. yüzyılda Kimmerlerle, M.Ö. 6. yüzyılda da kuzeyde İskitlerle, Karadeniz kıyısında da Greklerle komşuydular. İskit ve Greklerle kurulan ilişkiler, ekonomik ve kültürel gelişmenin yanı sıra Çerkes kentleri ve yazısının ortaya çıkmasını da sağladı.
Rus yayılmasının başlaması [değiştir] Kırım Hanlığı'nın Kabartayları ağır bir vergiye bağlaması Kabartay Çerkeslerinin Rusya'ya yaklaşmasına yol açtı. Rusya, 1556'da Astrahan Hanlığı'nı ilhak etti ve Kabartaylarla komşu oldu. Bundan yararlanan Kabartaylar Kırım egemenliğinden çıkıp 1557'de Rus koruması (egemenliği) altına girdiler. Bu oluşum Terek Irmağı kuzeyinde bulunan toprakların Ruslar tarafından barışçı bir biçimde kolonileştirmesini, Oset, İnguş, Çeçen ve Dağıstanlılar arasında da Rus etkinliğinin artmasına yol açtı.Bu 1557 yılı olgusu,şimdiki Kabartay-Balkar,Karaçay-Çerkes ve Adıgey cumhuriyetlerinde,"Ruslarla Adıgelerin gönüllü birleşmelerinin 450 yılı" adı altında düzenlenen etkinlikler çerçevesinde 2007 yılı boyunca kutlanmıştır.Ama yine tarihsel Adıge (Çerkesya) toprakları olan Krasnodar Kray ve Stavropol Kray kutlama dışı tutulmuştur (Daha geniş bilgi için tıklayın-Adigey).
Osmanlı-Çerkes İttifakı [değiştir] 1739 Belgrad Antlaşması ile Kabardiya'ya, Rus ve Osmanlı devletleri arasında "bağımsız" ya da "tarafsız bölge" statüsü verildi. Rus yayılmacılığından kaygı duyan Çerkesler (Adıgeler), 1768-74 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlılar'dan yana tavır aldılar, ama savaş Rusların, Osmanlıları yenmeleri, Gürcistan'a girmeleri, Kabardey bölgesi ile şimdiki Kuzey Osetya'yı ilhak etmeleriyle sonuçlandı. Bu arada Kırım'ı ve Kuban Irmağının kuzeyinde, Kuban ve Azak Denizine dökülen Yeya ırmakları arasında bulunan ve Kırım'a ait olan Nogay ve Çerkes nüfuslu toprakları da ilhak eden ve bu bölgede bir etnik temizlik ve soykırım uygulayan Ruslar, 1783'te Gürcistan'ı (Kartlı ve Kaheti) koruma altına aldılar; ayrıca Mozdok'tan başlayıp Kuban Irmağının sağ (kuzey) yakası boyunca batıda Karadeniz'e, doğuda da Terek Irmağının sol (kuzey) yakası boyunca Hazar Denizi'ne uzanan, üzerinde kale, karakol ve gözetleme kuleleri bulunan müstahkem hatlar inşa ettiler. Bu arada Çerkesya'yı doğudan da, Kafkas Sıradağlarına değin uzanan müstahkem hatlarla çember içine aldılar. Bunun üzerine Çerkesler (Adigeler) Türklerden yardım talebinde bulundular, böylece Türk-Çerkes ittifağının ve Anapa kalesinin temeli atılmış oldu (1781). Kuzey Kafkasya halkları (yani Adıge, Çeçen ve Rus korumasındaki hanlık toprakları dışındaki özgür Dağıstanlılar) artan Rus yayılmasına karşı bir tepki olarak İmam Mansur önderliğinde direniş hareketlerini başlattılar, 1787-91 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlıların yanında savaştılar, ama savaş Ruslar'ın Anapa'yı ve buradaki İmam Mansur'u ele geçirmesiyle sonuçlandı (1791). Anapa, 1792 Yaş Antlaşması ile Osmanlılara geri verildi.
Çerkesya Kurtuluş Savaşı (1829-1864) [değiştir] 1829 Edirne Antlaşması ile Osmanlılar Çerkesya'nın kıyı, yani Kuban ve Bzıb ırmakları arasında bulunan kıyı kesiminin denetimini Ruslara devrettiler. Ruslar bunu, tüm Çerkesya'nın hukuken kendilerine bırakılmış olduğu biçiminde ilan ettiler. Çerkesler ise, Türklere bağlı olmadıklarını, sadece müttefik olduklarını öne sürerek,1829 Edirne Antlaşması hükümlerini tanımadılar,ama hukuksal anlamda başarısız kaldılar. Ruslar, 1837'de Karadeniz kıyısı boyunca Anapa'dan Sohum'a değin uzanacak bir kıyı hattı kurma çalışmalarını başlattılar. 1838'de Çerkeslerle çarpışarak, Soçi ve Tuapse ırmakları ağızlarını ele geçirip kıyı boyunca kale ve karakollar kurmaya başladılar. Ayrıca, Gelencik limanından başlayıp ülke içinden geçen ve şimdiki Krasnodar kenti batısına (Olginsk) uzanan bir hat daha inşa ettiler. 1839 yılı sonunda Çerkesya hem karadan ve hem de denizden tam bir kuşatma altına alınmış ayrıca ikiye bölünmüş oldu. Ayrıca, doğudan batıya doğru savaşarak ilerleyen Ruslar, Çerkesya'nın Base Ovası'nı işgal ederek Laba Irmağı'na dayandılar. Laba ve Kuban ırmakları arasında bulunan Base Ovası'nı katliam ve etnik temizlikten geçirdiler, buraya stanitsalar yerleştirdiler.
Kırım Savaşı ve sonrasındaki Çerkes sürgünü [değiştir] 1853-56 Kırım Savaşı sırasında Çerkesler, Müttefik baskısı nedeniyle Rusların tahliye ettikleri kıyı kalelerini, bu arada Novorossiysk kenti ile Taman Yarımadası'nın bir bölümünü geri aldılar. Ama Müttefikler'in savaşa son vermeleri, kendi çıkarları ile yetinmeleri sonucu, Çerkesler ve Şamil kuvvetleri, eşitsiz olarak Ruslarla başbaşa kaldılar. İmam Şamil'in 1859'da şartlı teslim olmasından (Eylül 1859) sonra, naibi Muhammed Emin de Ruslara anlaşmaya vardı (Aralık 1859). 1859'da Adıge derebeyi toplulukları (Beduğ, K'emguy, Besleney, vb) ve 1860'da Anapa yöresindeki demokratik Natuhay topluluğu Ruslara boyun eğdi. Rus Hükümeti, üç önemli demokratik Çerkes topluluğunun (Abadzeh,Şapsığ, kabertay ve Vıbıh),özellikle Vıbıhlar'ın,takas olarak, Ruslarca gösterilen yerlere yerleşmeyi reddetmesi üzerine, Çerkesleri zorla topraklarından çıkarma kararı aldı ve uygulamaya soktu (1862),böylece insanlık tarihinin en acı sayfalarından birini oluşturan Çerkes sürgünü başladı (3).
Çerkesler Osmanlı topraklarında [değiştir] Asıl Çerkes nüfusu ise deniz yoluyla Osmanlı topraklarına deporte (sürgün) edildi. Gemilere bindirilen Çerkesler, Karadeniz'in Anadolu kıyılarındaki limanlara (Batum, Trabzon,Adapazarı (Sakarya) Ordu, Samsun, Sinop ve şimdiki Akçakoca) çıkarıldı. Bir bölümü de Burgaz, Varna ve Köstence'ye götürülerek Balkanlar'a yerleştirildi. Göç sırasında açlık ve salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda Çerkes öldü. Balkanlar'a yerleştirilen Çerkesler de,1878 Berlin Antlaşması gereğince,yeniden Osmanlı Asyası ve Afrikası topraklarına göç ettirildiler. Bunlar Anadolu, Kıbrıs, Suriye, Ürdün, İsrail ve Mısır gibi boş yer bulunan hemen her yere dağıtılarak yerleştirildiler. Anadolu'ya göç ettirilenler, yoğun olarak Orta ve Batı Karadeniz, Kuzeybatı, Batı, İç Batı, İç Doğu, Orta Anadolu ve Doğu Akdeniz'e, Bingöl ve Bitlis'e yerleştirildiler. Sürgün ve yerleştirme giderleri Osmanlı Hükümeti'nce karşılandı. Kafkasya'da kalan Çerkes topluluklarına özerklikler verilmesi [değiştir]
Kaynaklar [değiştir]
Çerkes Nalmes.
__________________
|
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Yasaklı Üye
Üye No: 868
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 2,053
Tesekkür: 2239 524 Mesajina 868 Tesekkür Aldi |
BÜYÜK ÇERKES SÜRGÜNÜ 21 MAYIS 1864 -6-
Hazırlayan: Jineps Gazetesi Bizler geçmişte yaşananlara kin duyarak yaşamayacağız. Kültürümüzü yaşatabilmek, geleceğe taşıyabilmek, insanlığın ortak kültür mirasına katkı sunmak istiyoruz Çerkeslerin talepleri ne? Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği, 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi” hükümleri gereği Çarlık Rusyası Kafkas halkalarına karşı soykırım suçu işlemiştir ve yine BM tarafından 1968 yılında yayınlanmış olan “Savaş ve İnsanlık Suçlarının Zamanaşımına Uğramayacağına Dair Sözleşme” gereği gerçekler tescillenecektir. 145 yıldır Çerkesler; * İnsanlık ayıbı ve suçu olan sürgünü unutmaz ve farklı ülkelerde birlikte yaşadıkları tüm insanların sürgün gerçeğini duyabilmesi için sesini yükseltirken, * Yıllar önce uğradığı haksızlığa karşı hak arar ve bugüne dair taleplerini dile getirirken, * Bunca acıya karşın tarihi düşmanlıkları hatırlatma ve diriltme anlamı yüklemeden sürgünün birinci derece sorumlusu Çarlık Rusyası ideolojisini mahkum edip, kendilerine yaşatılanların bir daha asla yaşanmaması için çaba gösterir ve barış içinde eşitçe bir yaşam isterken, * Ağıtlar yaktığı 21 Mayısları yeniden varoluşunun günü yapmak için ölümlere, sürgünlere inat yaşama tutunmaya devam ediyor. Ve Çerkesler; Temsil Edilmeyen Uluslar ve Halklar Örgütü’nün (UNPO) 1997 kararları gereği; * 19. yüzyılda “Çerkes halkına soykırım yapıldığının tescil edilmesi” ve “Çerkes halkına sürgün ulus statüsü” verilmesi, * Çerkeslere hem Rusya, hem de yaşadıkları ülke vatandaşlığı olmak üzere “çifte vatandaşlık hakkı” verilmesi, * Çerkes halkının ulusal topraklarına dönebilme garantisi verilmesi çağrısını yapıyor. Ve Çerkesler; * Diyasporada, eşitçe bir arada yaşam için gerekli kültürel-demokratik hakların ayırımsız uygulanması, etnik kimliğin özgürce ifadesi ve resmi düzeyde tanınması, anadille eğitim, özgürce örgütlenebilme, siyasi temsilcilerini meclise gönderebilme, ana dilde isim-soy isim ve köy isimleri konusunda sınırlama ve yasakların giderilmesi, gerçek demografik yapıyı ortaya koyabilecek resmi araştırmaların yapılabilmesi, kültürle ilgili sosyal-kültürel araştırmaların önünün açılması ve üniversitelerde Kafkas tarihi, dil ve kültüre yönelik gerekli birimlerin oluşturulması gibi kültürel varoluşu güçlendirecek demokratik açılımların sağlanması, * Anavatan Kafkasya’daki soydaşları ile kültürel, ekonomik ve sosyal ilişkiler geliştirebilmeleri için devletler arası ilişkilerde gerekli adımların atılması, * Çeçenya’da 40 bini çocuk 250 bin cana mal olan ve bütün nüfusu bir milyon iken dörtte birini yitiren Çeçen halkı için soykırıma dönüşen kirli savaşın sona ermesi, barış ortamında Çeçen halkının da onaylayacağı statünün oluşturulması ve Avrupa Birliği’nce tescillenen insan hakları ihlallerine duyarlı olunması, mültecilere resmi statü tanınması, * Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığının tanınması, Gürcistan’ın savaşa davetiye çıkaran yaklaşımlarına net tavır alınması, Türkiye’nin Gürcistan’a verdiği askeri ve siyasi desteğin komşuluk ilişkilerini aşan bir uygulama olduğundan ve vergilerinin Abhazya ve Osetya halkına yani kendilerinden olan insanlara kurşun olarak geri döndüğü gerçeğinden hareketle sona erdirilmesi, * Abhazya-Türkiye arası, daha önce yapılan ve sonra yasaklanan doğrudan deniz yolu ulaşımının tekrar düzenlenmesi, * Rusya Federasyonu’nda idari düzenlemelerle küçük federatif cumhuriyetlerin eritilmesine yönelik antidemokratik uygulamaların sona erdirilmesi; RF Cumhuriyetleri Adıgey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes ile Şapsığ Bölgesi’nde dörde bölünmüş olarak yaşayan ama tek etnik grup olan Adiğeler ile iki ayrı cumhuriyette yaşayan Osetler konusunda iyileştirici önlemler konuşulması ve uygulanması, * Kafkasya’da, Kafkas-Rus savaşları döneminde, soykırım ve sürgünde rol almış asker ve devlet adamlarının adı ile anılan mevcut kent, köy, yol isimleri vb. ile bunlardan bazılarının heykellerinin sürgünün anısına uzlaşı içinde kaldırılması, çağrısını yapıyor. -------------------------------------------------------------------------------- dünya kültür mozağinde yer almak istiyoruz Her 21 Mayıs’ ta sürgünü anıyoruz, Türkiye’de de anavatanda da, yani Karadeniz’in her iki kıyısında da. Sürgünün anıtları var artık; Kefken Karaağaç köyünde, Samsun’da. Bizler geçmişte yaşananlar nedeniyle kin duyarak, ağıtlar yakarak yaşantımızı sürdürmeyeceğiz. Olanı, yani gerçekleri ortaya koyuyoruz. Kültürümüzü yaşatabilmek, geleceğe taşıyabilmek, insanlığın ortak kültür mirasına katkı sunmak istiyoruz. Bunun barış içindeki bir dünyada olabileceğini biliyoruz. Dünyanın neresinde ve hangi nedenle olursa olsun savaşa karşıyız. “Demokrasi götürüyoruz” diyerek despotluk yaratanlar, “terörü sona erdireceğiz” diyerek her gün terör uygulayanlar, savaşı her zaman politikalarının önemli bir aracı olarak görenlerin senaryolarında figüran olmamak için gerekeni yapmaya çalışacağız. Küçük halklara yaşam hakkı tanımayan bir dünyada yaşıyoruz. Yeterli gücünüz yoksa büyük olmanızın da bir işe yaradığı yok. Mesafelerin de önemi kalmadı. Amerika nerede, Irak nerede?.. Globalleşen dünya, demokrasi, barış derken hemen her alanda çatışmalara çanak tutanlar, savaşanlar, dünyaya egemen olma peşinde olanlar. Her şey onlar için; demokrasi onlar için, dünyanın zenginlikleri onlar için… Diğerleri ise adı üstünde işte, diğerleri, figüran. Bizler figüranlığı ve onların senaryolarını reddetmeliyiz. Kendi senaryomuzu yazmalı ve başrol oynamalıyız. Bu pekala mümkün. Başka bir dünya pekala mümkün. İnsan gibi var olabilmenin ve kimliklerimizle geleceğe taşınabilmesinin muhakkak bir yolu var. Her şeyden önce gereken, herkesin kendisine göre yorumladığı demokrasiyi değil, gerçek demokrasiyi talep etmek; hiçbir insana, hiçbir kimliğe, hiçbir ulusa ayrıcalığın olmadığı gerçek demokrasi. Kendisiyle, çevresiyle, dünyayla barışık insanlar için hiçbir şey geç değil. Çocuklarımızdan, torunlarımızdan emanet aldığımız dünyayı onlara kan-gözyaşı-nefretten arınmış olarak bırakabilmenin muhakkak bir yolu vardır. Fransız Bilim Adamı George Dumezil, Anadolu’da Ubıhların izini sürerek, Ubıhların ve Ubıhçayı konuşabilen Tevfik Esenç’in yaşadığı Hacı Osman köyünü öğrenir. Düşer yola, köyü bulur, köy girişinde karşılarına çıkan gençlere Ubıhları ve Ubıhçayı konuşabilen insanları sorar. Gençler “buyurun” der düşer önlerine. Bir süre sonra geldikleri mezarlıktaki mezarları gösterir gençler ve “ Ubıhça konuşanlar burada yatıyor” derler. Savaşın ve sürgünün bir sonucudur bu durum, yeni “sonlar” olmasın isteriz. 145 yıl önce başlayan ve bugün bizleri dünyanın değişik bölgelerinde dağınık olarak yaşamaya mahkum eden büyük SÜRGÜN nedeniyle, yaşamını yitirmiş atalarımızın manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz. Çerkesler, dünya kültür mozaiği içinde yerini almak istiyor. Diğer halklar kadar... Ne Eksik Ne Fazla!! Kısaltmalar: * KK: Kuzey Kafkasya * RF: Rusya Federasyonu BİTTİ |
|
|
|
| Türkü-62 Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler: | Sendiren (07-17-2009) |
![]() |
| Anahtar Kelimeler: anadolu, anadolu, atilim gazetesi, atilim gazetesi, buyuk surgun, buyuk surgun, cerkezler, cerkezler, karadeniz limanlari, karadeniz limanlari, rus carligi, rus carligi, rus kafkas savaslari, rus kafkas savaslari, suriye, suriye, urdun, urdun |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| çerkezler |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|